iş ilanları

BAŞKANLIĞIMIZCA, ANADİLDE SAVUNMA HAKKI KONUSUNDA YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI

ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI

BASIN AÇIKLAMASI

“Anadilde savunma hakkı” denilerek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının arasında ayırım yaratılmasına, yargı dili ve dolayısıyla kamuya Türkçe’den başka bir resmi dil getirilerek anayasanın ihlal edilmesine, ülkenin üniter yapısının bozularak parçalanmasına, hukuka ve anayasaya aykırı uygulamalara Antalya Barosu olarak karşıyız.

Şöyle ki;

1- Yasal düzenlemenin yapılmasının nedeni; ‘anadilde savunma hakkı’ adı altında Kürtçe savunmanın kabul edilmesi ve Kürtçenin ikinci bir resmi dil olarak kabulünün yolunu açmaktır. Anayasa’nın 3. ve 4.maddesine aykırı olan bu düzenleme ile 2.bir resmi dil ve Türkçe’den başka bir yargı dili yaratılması, normlar hiyerarşisini altüst edeceği gibi Anayasa’yı da ihlal edecek ve üniter yapıya zarar verecektir.

MADDE 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir

MADDE 4 –Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez  (Resmi dilden kasıt; yasama ,yürütme ve yargı işlemlerinin Türkçe olmasıdır)

2- Anayasa’nın 10.maddesi:‘‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” şeklindedir.

3- Gerek İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, gerekse AİHS madde 6’da ifadesini bulan ‘adil yargılama ilkesi’, savunma hakkının her hangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan kullanılmasının sağlanması için devlete sorumluluklar yüklemektedir. Bu yükümlülükler uyarınca devlet bir taraftan savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan uygulamalara son verecek; diğer taraftan sanığın etkin savunma hakkını kullanırken özgür iradesinin baskı altına alınmasına engel olacaktır. Bu itibarla, mahkemede kullanılan resmi dili bilmeyen sanığa tercüman atamak kadar; savunmasını Türkçe daha iyi yapabilecekken tehdit ve baskılar nedeniyle başka dilde savunma yapmaya zorlanan sanığın iradesini özgürleştirmek de bir o kadar önem taşımaktadır.

Bu tasarının, halkın iradesi nedeniyle değil; terör örgütünün iradesiyle kanunlaştırılmak istendiği göz ardı edilmektedir. Türkçe bilen, anlayan, konuşan vatandaşlar, terör örgütünün baskısıyla iddia ve savunmalarını, ‘ana dilde savunma’ adı altında Kürtçe olarak yapmak zorunda bırakılacaktır. Bu güne kadar evlatlarını terör örgütü baskısı altında kaybeden masum vatandaşlarımız, bu tasarının kanunlaşmasıyla yargı önünde etkin savunma ve hukuki güvenlik haklarını da terör örgütünün eline teslim etmek zorunda kalacaktır.

4- Halen yürürlükteki CMK madde 202 uyarınca meramını anlatacak ölçüde Türkçe bilmeyen sanık, mağdur ve tanık için anadilde savunma hakkı ve tercüman kullanma imkanı vardır.

CMK Madde 202 - (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir (3) Bu Madde hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.

5- İnsan hakları içerisinde yer alan ve özellikle savunmanın güvenceleri olan sanık hakları, genel olarak suçlamanın nedeninden ve niteliğinden en kısa zamanda, anladığı bir dilde bilgilendirilme hakkını, savunmanın hazırlanması için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkını, sanığın kendini savunma ya da kendi seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanma hakkını, tanıkların dinlenmesinde hak eşitliğini ve sanığın gerektiğinde bir çevirmenin yardımından ücretsiz yararlanma hakkını içermektedir. Adil yargılanma prensiplerini ve ceza yargılaması genel prensiplerini  içermeyen yasa tasarısı, bu ilkeleri kapsar şekilde düzenlenmemiş; önceliğini ‘anadilde savunma’ adı altında Kürtçe savunma hakkına vasfetmiştir.

6- İç hukukta olduğu kadar evrensel hukukta ve uluslar arası sözleşmelerde de bu yasa tasarısının kendisine dayanak bulması mümkün değildir. AİHS 6. Maddesi’nin 2. Fıkrası, e bendi açıkça kayıt altına almaktadır ki, kişi “Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşmadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanır.” 2.fıkra duruşmada kullanılan dili anlayan veya konuşan sanığın bu haktan yaralanamayacağını kesin bir şekilde açıklamış olmaktadır.

7- AİHM'de anadilde savunma ile ilgili tüm kararlarında aynı ortak ilkeleri benimsemiş ve tekrar etmiştir. Mahkemeye göre hükümetlerin koyduğu kurallar ayrımcılık yapılmaksızın ülkede yaşayan herkes için geçerlidir. Dil birliği açısından belli bir dil politikası olması objektif ve mantıklıdır.

8- Tasarı hazırlanırken, bu yasanın, yargı sisteminde çok başlılığa sebep olacağı, hukuki birliğin ortadan kalkacağ, ve AİHS MADDE 17’de düzenlenen ‘Hakları kötüye kullanma yasağına’ aykırılığı dikkate alınmamıştır.

AİHS m.17      : ‘’Bu Sözleşme’deki hiçbir hüküm, bir devlete, topluluğa veya kişiye, Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi veya bunların Sözleşme’de öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmalarını amaçlayan bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı verdiği biçiminde yorumlanamaz.’’

 

                                                                             ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI

                                                                                       06.12.2012

1617 10 10 201
© 2013 Antalya Barosu Başkanlığı Her Hakkı Saklıdır. SADECEWEB