iş ilanları

ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI OLARAK SON GELİŞMELER KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ BASIN AÇIKLAMASI

BASIN AÇIKLAMASI

Antalya Barosu olarak her hal ve şartta hakikatleri dile getirmek görev ve sorumluluğunda olduğumuza inanıyoruz.

Kuvvetler Ayrılığı, Yargı Bağımsızlığı ve Hukukun Üstünlüğü demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz temel esaslarıdır. Kuvvetler Ayrılığı Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin birbirinden bağımsız, birinin diğerine üstün olmadığı, medeni bir iş bölümü ve iş birliği içerisinde görev yaptığı sistemdir.

Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan bir değişiklikle savcıların soruşturma dosyası üzerindeki egemenliği sona erdirilmek istenmiş ve Antalya Barosu’nun da dava konusu yaptığı düzenlemenin yürütmesi Danıştay’ca durdurulmuştur. Bu karar üzerine Danıştay’ın görev alanının daraltılması gündeme getirilmiştir. İdari işlem ve eylemlerin Yargı denetiminden çıkarılmasına yönelik düzenlemelerden kaçınılması gerektiğini, keyfiyetin Anayasa’ya aykırılık teşkil edeceğini önemle vurguluyoruz.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin başvurusu üzerine, İstanbul 4. İdare Mahkemesi, gazetecilerin emniyet birimlerine girişinin yasaklanması ve basın odalarının boşaltılmasına yönelik genelgenin yürütmesini durdurmuştur. Basın özgürlüğü, kişilerin haber alma özgürlüğünün teminatıdır.

Genelkurmay Başkanlığı özellikle Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili olarak gündeme gelen “ kumpas “ iddiaları doğrultusunda suç duyurusunda bulunmuştur. Değişen konjonktüre bağlı, beş sene gecikmeli ve  ayrıca  İstanbul ve İzmir’deki askeri casusluk, Ankara’daki 28 şubat davalarını kapsamayan bu tavrı açıkça eleştiriyoruz. 

Tutuklu vekillerin tahliye edilmelerini olumlu buluyor, tek tutuklu milletvekili Engin ALAN’ın da bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu noktada Yüksek Mahkeme kararlarının süratle uygulanarak mağduriyetlerin önlenmesini talep ediyoruz. Terör suçundan yargılanan kişilerin serbest bırakılması karşısında, terörle mücadele eden subayların tutuklu kalması kamu vicdanını yaralamaktadır.

TBMM Başkanı Sayın Cemil ÇİÇEK’in ifadesiyle “Anayasa'nın 138. maddesi bu memlekette ölmüştür”. Bunun en temel göstergesi soruşturma savcılarına dosyadan el çektirilmesi, mahkeme kararlarının kolluk tarafından yerine getirilmemesi, Hatay’da durdurulan tır’ın aranması yönündeki adli işlemin, yürütmeye bağlı makamlar tarafından “ devlet sırrı “ gerekçesiyle engellenmesidir. Aynı “devlet sırrı “ anlayışı “ kozmik “odanın aranmasında nedense dile getirilmemiştir. Yaşanan olayların temeli 5-6 sene önce atılmış;  bugünkü uygulamaları eleştirenler, o tarihlerde maalesef sessiz kalmıştır.

Son günlerde kamuoyunda Ergenekon ve Balyoz olarak bilinen davalarda yeniden yargılama yapılması için çözüm arandığı görülmektedir.  Bu davalarda ceza hukukunun evrensel değerleri olan “masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği, soruşturmanın gizliliği, şüpheden sanık yararlanır ilkeleri ağır şekilde ihlal edilmiş, yok sayılmıştır.

Bu aşamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CMK 308.maddesine göre  Ceza Genel Kurulu’na bozma ve tahliye talebiyle itiraz etmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Evvelce onama talep edilmiş ise de, son gelişmeler ışığında itiraz süreci işletilmek zorundadır. Nihayetinde karar mercii Yargıtay Ceza Genel Kurulu’dur.

Yargı organlarının kamu vicdanına, adalete ve hakkaniyete aykırı kararları yine Yargı organları eliyle düzeltilmelidir. Bunları kanunla düzeltmeye çalışmak evrensel hukuka ve kuvvetler ayrılığı ilkesine ters düşmektedir. Söz konusu mahkeme kararlarının yasal düzenleme ile usulden bozulması sağlansa dahi, dosyalar genel görevli ilk derece mahkemelerine dönecek, bu mahkemelerin vereceği kararlar Yargıtay 9.Ceza Dairesine ve bir sonraki aşamada Ceza Genel Kurulu’na gelecektir. Bu şekilde süreci uzatmak yerine bir an önce davaların Ceza Genel Kurulu’na intikali sağlanmalıdır. Yeniden yargılanma yolu açılsa dahi genel görevli mahkemelerin beraat yahut tahliye kararı vereceğinin garantisi olmadığı da hatırdan çıkarılmamalıdır.

Yasama ve Yargı’nın Yürütme organı tarafından kuşatılması kabul edilemez. Sadece kendi canımız yandığında hukuku anımsamak ve elimizde tuttuğumuz politik güç sayesinde hukuku şekillendirmeye çalışmaktan kaçınmalıdır. Hiçbir argüman rüşvet ve yolsuzluğun üzerinin örtülmesini haklı kılamaz, meşrulaştıramaz. Yargı’nın bu hale gelmesine, yüzlerce insanın mağduriyetine sebep olanların, göz yumanların, bugün “ kurtarıcı “ rolüne soyunmalarını samimi bulmadığımızı da ifade etmek isteriz.

Genel Kurmay Askeri Savcılığı tarafından 19’u çocuk toplam 34 insanımızın yaşamını kaybettiği olay ile ilgili “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” kararı verilmiştir. Bu karar anlaşılır ve kabul edilebilir değildir. Hepimize acı veren ve vicdanımızı yaralayan bu olayın yargılamasının yapılması zorunluluktur.

Gelinen noktada çağdaş dünya ve evrensel prensipler ışığında Türk Yargısını yeniden yapılandırmalıyız. Özel yetkili mahkemeler, özel usul ve yetkiler yerine ihtisas mahkemelerine yönelinmeli, kişi hak ve özgürlüklerinin teminatı sağlanmalıdır.

Antalya Barosu’nun Hukukun Üstünlüğü, Yargı Bağımsızlığı, İnsan Hakları, Demokrasi ve Özgürlüklerin cesur ve kararlı savunucusu olduğunu bir kez daha anımsatıyoruz.

Yargının var olma nedeni Adalettir.

 

                                                                                                                                                                                        ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI

1491 10 10 217
© 2013 Antalya Barosu Başkanlığı Her Hakkı Saklıdır. SADECEWEB